Türk Kahvesi

turk kahvesi

Türk kahvesi. Her evin kapısından öyle ya da böyle girmiş bir içecektir kahve. Bir çoğumuz, ailemizi ne kadar süredir tanıyorsak, kahveyi de aynı ölçüde tanıyoruzdur büyük ihtimalle. Peki nedir bu içeceği bu kadar değerli kılan? Esrarengiz tadı mı? 40 yıl süren hatrı mı yoksa?  Bunlar sanırım cevapları olmayan naçizane sorular.

Biraz tarihinden bahsedelim. Kahveyi bir içecek olarak kimin bulduğu belli olmasa da, bu konuda pek çok rivayet mevcut. Bu rivayetlerden en kuvvetlisi de, 14. yüzyılda Yemen ‘de yaşayan bir çobanla ilgili. Aslında oldukça komik bir hikaye. Çoban, normalde miskin miskin gezen koyunlarının, bir anda çok enerjik olduklarını farkeder ve bunun sebebini araştırır. Sonra bir bakar ki, koyunlar bir bitkinin meyvelerini yedikten sonra bu hale geliyorlar. Bunun üzerine çoban da bu meyveyi yer. Acı gelir, kaynatır suyunu içer. Enerjisinin arttığını o da farkeder ve bu hikaye de bu şekilde biter.

Herkesin bildiğinin aksine, kahvenin anavatanı Yemen değil, Etiyopya ‘dır aslında. Yani Etiyopya ‘ymış. Ayrıca kahve, petrolden sonra, piyasada en çok söz sahibi olan ticaret ürünüymüş ve yaklaşık 25 milyon kişiye iş imkanı sunmaktaymış.

Peki kahve Türkler için neden bu kadar kıymetli sorusunun cevabını düşünecek olursak; açıkcası oldukça basit. O dönemde Osmanlı Devleti ‘nin sınırlarının taa Arap yarımadasının ve Afrika ‘nın ortasına kadar uzanması. Doğal olarak, kahve de keşfedildiği zaman, ilk Osmanlı Devleti faydalandı nimetlerinden. Nimetlerinden kastım, bu tattan ve keyiften. Bundan ötürüdür ki, kahve dünyaya Türk kahvesi olarak nam salmıştır.

Avrupa ‘nın kahveyle tanışması da, 17. yüzyılda yaşayan ve elçi olarak Avrupa ‘da bulunan Süleyman Efendi tarafından gerçekleşmiş. Süleyman Efendi artık nasıl tanıttıysa bu güzelliği, Bach ‘a beste yaptırmış. Hatta bu besteyi yaptırmış, aşağıda dinlediğiniz.

Kahvenin sihrinden etkilenen çok daha önemli bir kişi daha vardır. Mustafa Kemal Atatürk..  Atatürk de, kahveyle tanıştıktan kısa süre sonra müptelası olmuştur bu güzel içeceğin. Hatta, bir çok önemli kararı almadan evvel, onları düşünüp geliştirirken, yanında en yakın arkadaşlarından biri olan kahve de eşlik etmiştir çoğu zaman.

Bir de son olarak, kahvenin iyisi nasıl olur ve nasıl servis edilir, onlara gelelim.

Kahvenin iyisi, tabi ki bol köpüklü olanıdır fakat, yanında bir de güzel bir baklava oldu mu değmeyin keyfe. Ha, baklavanın iyisi nasıl olur, ona da buradan bakabilirsiniz.

Eski Fransız devlet adamı Talleyrand ‘ın sözüyle de bitireyim madem yazımı;

Seytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf ve ask kadar tatlı …

02
Şub 2012
YAZAR Mehmet Aktuğ
KATEGORİ

Genel

YORUM 2 Yorum

“Türk Kahvesi” için 2 cevap

  1. Ezgi Karaşin diyor ki:

    Ellerinize sağlık efendim, pek bir güzel olmuş yazınız. Lakin insan bunca bahsettikten sonra, bir arayışa giriyor kahve için.
    Yalnız bir şey merak ettim efendim, ‘kallavi’ ifadesi nereden gelmektedir?

    • Mehmet Aktuğ diyor ki:

      Pek kıymetli yorumlarınız için çok teşekkür ederim hanım efendi. Seçici olmak, özellikle de böyle önemli bir değerimiz için oldukça önemlidir zaten. Tebrik ederim.

      Sorunuzun cevabına gelecek olursam; “kallavi” kavramı Arapça ‘dan gelmektedir ve “l” harfleri ince okunur(muş). Kallavi kelimesi, ayrıca Türk Dil Kurumu ‘nun verilerine göre “çok iri” anlamına gelmektedir. Başka soru ve önerileriniz olursa lütfen çekinmeyin. Saygılarımla.

Bir Cevap Yazın