Adalar vapurundan sevgilerle
Adalar ‘ı ziyaret edip o doğallığı ve güzelliği kendi gözlerimle görmek, yıllardır hep yapılacaklar listemde olmasına rağmen, ancak bu yaz Galatasaray – Liverpool maçı bahanesiyle yaptığım gezide bunu gerçekleştirme fırsatı buldum. Ve bu keyifli ve bir o kadar da yorucu bu gezinin baş kahramanı olan Büyükada ‘dan bahsetmek istiyorum.
Kardeşim Berker ‘le birlikte olması sanırım bu gezinin en eğlenceli kısmı olsa gerek. Vapurdaki “sanatçılar”dan da bahsetmeden geçmek ayıp olur. Aslında onları merakla ve keyifle izleyen kitle gibi benim de aklımda kim olduklarına dair ciddi soru işaretleri kalmış olsa da, kendilerine özgü bu tarzlarını darbuka, tef ve kanunlarla ifade ederek güzel bir müzik ziyafeti çektirdiler bize.
Bu keyifli yolculuktan sonra “Büyükada”ya vardığımda, huzurun tam anlamıyla manasını kavradım sanıyorum. Yoğun, karışık ve bir o kadar da güvensiz İstanbul ‘un dibinde, cennetten bir köşeydi resmen. Kelimelerle ifade etmenin zor olduğu yerlerden biridir heralde. Böyle durumlarda, diller tutulur, fotoğraflar konuşturulur. Sonsuza dek burada yaşamanın hayalleri kurulur.
Sonra karşına çıkan ilk sevimli evi gözüne kestirirsin, fotoğrafını çekmekle yetinip bisikletinle yoluna devam edersin.
Tekrar görüşene kadar hoşçakal sevimli ev. Bir gün benim olacaksın (6)





