Amerika

Düşündüm de; insanı en mutlu eden şeylerin başında hayallerini gerçekleştirebilmek geliyor. Amerika’ya gitmek de benim çocukluk hayallerimden birisiydi. Hep o filmlerde gördüğüm yüksek katlı binaları yakından görmek, örümcek adamın üstünden çılgınca ağlarını attığı o Brooklyn köprüsünden geçmek, Empire State binasının en tepesine çıkıp tüm New York City’i seyretmek, dünyanın en iyi üniversitesinin kampüsünde gezinmek vs. bunlar gerçekten benim çocukluk hayalimdi.

Fakat;

Oraya gittiğimde harika bir insanla tanışmak çocukluk hayallerim arasında değildi. Aklımın ucundan bile geçmezdi. Ya da şirketimizi temsilen dijital dünyanın en önemli konferanslarından birine gitmek de. Niagara şelalelerini görmeyi de pek çok isterdim ama sanırım böyle ‘harika’ bir insanla olacağını düşünemezdim.

Gerçekleri, hayallerinden daha güzel kılan bu harika insanlara teşekkürler.

İlhan Mimaroğlu

İlhan Mimaroğlu‘nun eserlerini ilk kez dinlediğimde, büyük ihtimalle çoğu kişinin verdiği tepkiyi verdim. Açıkçası, bu ritimsizlik ve elektronik müzik, kulağıma o kadar garip gelmişti ki. Hemen kapattım ve dinlemeyi bıraktım. Ardından İlhan Mimaroğlu’nun hayatını biraz araştırma fırsatım oldu. Size de öğrendiğim kadarını bahsedeyim. İlhan Mimaroğlu, 1926 yılında, ünlü Mimar Kemaleddin‘in oğlu olarak dünyaya gelmiş. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun olduktan sonra, Ankara’da bir süre klarnet eğitimi almasının ardından da, benliğini tam anlamıyla müziğe adamış. Okumaya devam et

Kürk Mantolu Madonna

Şu ana dek okuduğum en etkileyici kitabı az evvel bitirip, raftaki eski yerine bıraktım. Açıkçası duygular, hisler, aşk, hayata olan bu karmaşık düşünceler nasıl daha güzel ifade edilebilirdi bilemiyorum, sanırım hala şaşkınlık içerisindeyim. Okumadıysanız, kesinlikle bir şekilde edinin ya da kütüphaneden ödünç alarak okuyun diyerek sözüme başlamak istiyorum. Okumaya devam et

Türk Kahvesi

Türk kahvesi. Her evin kapısından öyle ya da böyle girmiş bir içecektir kahve. Bir çoğumuz, ailemizi ne kadar süredir tanıyorsak, kahveyi de aynı ölçüde tanıyoruzdur büyük ihtimalle. Peki nedir bu içeceği bu kadar değerli kılan? Esrarengiz tadı mı? 40 yıl süren hatrı mı yoksa?  Bunlar sanırım cevapları olmayan naçizane sorular.

Biraz tarihinden bahsedelim. Okumaya devam et

Araf

Aslına bakılırsa çok uzun zaman olmuştu roman okumayalı. 2011 ‘in başlarına kadar, “son okuduğum kitap Cin Ali Kitapları” diyenlerdendim hatta. Sanırım “gerçek anlamda” olgunlaşana kadar, kıymetini bilemediğim değerlerin en önemlilerinden birisidir kitap okumak. Açıkcası okuduklarını anlamak, kendi hayatındaki olaylara benzetmeye çalışmak, kâh kederlenmek, kâh keyiflenmek için bire birdir bu aktivite. Zaman alır evet, lâkin hiç bir değer, bu kadar katkı sağlayamaz insanın entellektüel dünyasına. Okumaya devam et

Günlük Tutmak

Hepimiz, hayatımızda en azından bir kez olsun, günlük sayfalarına bir kaç satır karalamışızdır. Ya ödev vermiştir öğretmenlerimiz biz küçükken, ya da gerçekten unutamadığımız bir anımızı kaleme dökmüşüzdür. Fakat günlük tutmanın, insanın kendini daha iyi tanıması için bu derece değerli ve yararlı bir materyal olduğunu hiç bir zaman tahmin etmemiştim. Okumaya devam et

Medya Konulu Seminer

Bilkent Üniversitesi Kariyer Merkezi tarafından düzenlenen 2011 İş Alanları Tanıtım Seminerleri ‘nde, “Medya” başlıklı seminerde konuğumuz, okulumuz mezunu ve başarılı kariyeriyle bizi büyüleyen Miray Akdağ Uluç idi. Miray Hanım, gerek enerjisiyle, gerekse mesleğine olan aşkıyla, alışılmışın aksine, oldukça keyifli ve eğlenceli bir konuşma yaptı. Açıkcası, tüm seminerler arasında, en çok keyif aldığım ve sektör hakkında detaylı bilgi sahibi olduğum seminerdi. Okumaya devam et

Büyükada Gezisi

Adalar’ı ziyaret edip o doğallığı ve güzelliği kendi gözlerimle görmek yıllardır hep yapılacaklar listemde olmasına rağmen, ancak bu yaz Galatasaray – Liverpool maçı bahanesiyle yaptığım gezide bunu gerçekleştirme fırsatı buldum. Keyifli ve bir o kadar da yorucu bu gezinin baş kahramanı olan Büyükada’dan bahsetmek istiyorum. Okumaya devam et